Karanlık Mod
07-07-2026
Logo
?Fetva: 2– “Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması için” ve “Aksine O’nun iki eli de açıktır” ayetlerinin anlamı nedir
   
 
 
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla  
 

Soru:

Saygıdeğer hocam Muhammed Ratıb en-Nablusi,
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah Teala birçok ayette Resulullah’a hitaben “Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması için” buyurmaktadır. Fakat Rasulullah (s.a.v.) masum yani hayatında hiç günah işlememişken, nasıl bağışlanacaktır? Zira bu sebeple bazı önyargılı insanlar Rasulullah (s.a.v.)’in masum olmadığını, büyük günahlar işlediğini söylemekte, bunun delili olarak da bu ayeti göstermektedir. Eğer günah işlemeseydi neden bağışlanmaya ihtiyacı olsun ki şeklinde düşünmektedirler. 
Allah Teala’nın “Aksine O’nun iki eli de açıktır” ayetine dayanarak Allah’ın iki eli olduğunu iddia edenlere ne cevap verilir? Yine Allah’ın ayağı olduğunu, ayağını cehenneme koyarak- “doydun mu?” diye sorduğunda cehennemin de “daha var mı?” diye cevap verdiğini söyleyenlere karşı yanıtımız ne olmalıdır? İşin hakikati nedir?
Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, Salât ve Selam dürüst ve sözünün eri olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun. Şöyle ki;
Kıymetli kardeşim,
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Sorunuzun cevabı şu şekildedir: 
Sorduğunuz Rasulullah (s.a.v.)’in günahsız oluşu meselesi, öncelerden beri tartışma konusu olmuştur. Bu konuda iki uç görüş ve orta yol vardır. İki karşı taraftan biri mutlak manada peygamberlerin günahsız olduğunu, asla günah ve hata işlemeyeceklerini savunmaktadır. Bu görüşü savunanlar Kuran’ı Kerim’i tevil etmek zorunda kalırlar. Mesela şu ayeti:

﴾ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى ﴿

 “Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı.”  

Bazı sahih hadisler onların bu görüşleri ile çelişmektedir. Peygamberlerin asla günah işlemeyeceklerini savunanların görüşleri reddedilir. Hak olan, doğru olan Allah’ın izni ile orta yoldur. Peygamberler Allah’tan ilettikleri, tebliğ ettikleri şeylerde, yine din ve İslam şeriati ile ilgili konularda masumdurlar, günah işlemezler. Ama dünya işlerinde, geçim konularında ve içtihat ettikleri mevzularda masum değillerdir. Hata edebilirler ama Allah Teala onları bu hataları üzerinde bırakmaz. Aksine bunları açıklığa kavuşturur ki o hatalar dinden sayılmasın. Bunun bir örneği Buhari ve Müslim’de geçen hurma ağaçlarının aşılanmasıyla ilgili konudur. Günahlarına gelince bunlar küçük hatalardır. Bunlar da içtihadî şeylerdir günah sayılmazlar. Bu sebeple Allah Teala Efendimize “Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?” 
Yine Allah Teala şöyle buyurmuştur:

﴾ عَبَسَ وَتَوَلَّى ﴿

“Yüzünü ekşitip başını çevirdi.” 

Ta ki şu ayete kadar:
إلى قوله

﴾ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى ﴿

 “(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,” 

Yine Allah Teala şöyle buyurmuştur:

﴾ وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطاً ﴿ 

“Rızâsını dileyerek sabah akşam rablerine dua edenlerle olmak için elinden gelen çabayı göster. Dünya hayatının çekiciliğine meylederek gözlerini onlardan çevirme! Bizi anmaktan kalbini gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!” 

Bu bağlamda sorulan ayet anlaşılmıştır diye düşünüyorum, en doğrusunu Allah bilir.
“Aksine O’nun iki eli de açıktır” ayeti ile “sonra cehennem, Allah ayağını üzerine koymadıkça dolmaz ve cehennem 'Yeter! Yeter!' der. Sonra dolar ve bir kısmı kendi içine büzülür ve Allah yarattıklarından hiçbirine zulmetmez..." hadisi hakkındaki sorunuza gelince ki bu hadis Buhari ve Müslim’in sahihlerinde ve diğer eserlerde de mevcuttur; bu çok uzun ve karmaşık, ayrıca eski bir tartışma konusuna doğru gider, o da Allah’ın isim ve sıfatları konusudur. Allah’ın isim ve sıfatları zahiri ile hakiki anlamda mı ele alınmalıdır yoksa tevil mi edilmelidir? Burada uzun bir tartışmaya yer ve zemin yoktur. Ancak araştırmanıza yardımcı olmak ve anlamanızı kolaylaştırmak için size bazı kurallar ve kaideler sunacağım:
1.Varlıklar arasında Allah’ın isim ve sıfatlarını O’ndan daha iyi bilen var mıdır?
2.Yine kendisine vahyedilen, asla heva ve hevesinden konuşmayan Rasulullah (s.a.v.)’den daha iyi Allah’ın isim ve sıfatlarını bilebilecek olan var mıdır?
3.İnsan aklı Allah’ın isim ve sıfatlarını tam olarak kavrayabilir, bu vahiy hakkında söylenenlerin hangisinin daha doğru ve güzel olduğuna karar verebilir mi?
4.

﴾ قُلْ أَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ ﴿

 “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” 


﴾ قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ ﴿

 “Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz”  

Bu sorular ışığında hak ehli, ehl-i sünnet ve-l cemaat olanlar ortaya çıkar. Bunlar dini ve gayba dair meselelerdir. Allah ve Resulünden başkası bunlara hüküm veremez. Bundan dolayı da şu büyük kaide ortaya konmuştur: Biz Allah’ı kitabında ve peygamberinin sünnetinde ortaya koyduğu şeylerle tasdik ederiz. Onu bir şeye benzetmez, nasıllığını düşünmez, teşbihe varmaz, yorumlamaz ve iptal de etmeyiz. 

﴾ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ ﴿

﴾ “O’na benzer hiçbir şey yoktur. O her şeyi işitir, her şeyi görür.” ﴿

En doğrusunu Allah bilir.
Dr. Muhammed Ratıb en-Nablusi

Metni indir

نص الدعاة

Mevcut Diller

Resmi Gizle